Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2017 Salı

Kütahya Altı Taburluk Redif Debboyu veya Daire-i Askeriye


Sultan Abdülhamid II'nin 25. cülus yıldönümünde açılışı yapılan Redif Binası önünde askeri erkanı gösteren bu fotoğrafı daha evvel de paylaşmıştık. Lakin birkaç husus var ki hem bazı karışıklıklar mevcut hem de yeni bilgiler var.

Öncelikle bu mecmua kapak fotoğrafının altında "Yirmi beşinci sene-i devriye-i hazret-i hilâfetpenâhî rûz-i mes'ûdunda resmi küşâdı icra kılınan Kütahya Kışla-i Hümâyu(nu)nun önünde ictima eden ümerâ ve zâbitân-ı askeriye" yazmaktadır. Fakat açılışı yapılan bu bina hakkında daha evvel paylaştığımız fotoğrafın altında ise "Daire-i Askeriye" yani günümüz karşılıyla Askerlik Şubesi diyebileceğimiz yer olduğu yazılıydı. Bu fotoğrafın olduğu mecmuanın iç kısmında ise binanın "altı taburluk redif debboyu" olduğu yazılı. Debboy askeri depo manasında kullanılan bir kelime. Buraya kadar ki kısım binanın ne binası olduğu yönündeki karışıklığa dair. Gelelim yeni bilgilere.

Aslı her ne olursa olsun 20. yüzyılın başında Fuad Paşa döneminde yapılan bu eser günümüzde ne yazık ki yerine yapılan modern (!) binalar uğruna yıktırılmıştır. Yer olarak eski belediye ile günümüz Fuad Paşa Caddesi üzerindeki askeri binaların olduğu aralıktaydı. Binanın Fuad Paşa'nın huyu olduğu üzere giriştiği imar faaliyetleri kapsamında şehrimize bıraktığı bir eser olduğu kesindir. Bu da Fuad Paşa'nın "kışla" genel adıyla geçiştirilen askeriyeye yönelik imar faaliyetinin kapsamını açıklıyor. Keşke sahip çıkılsaydı.

Fotoğrafta en önde ortada yer alan kişiye dair bilgiler tespit etmek mümkün oldu. Bu kişi tespit ettiğimize göre Kütahya Redif Livası Kumandanı ve Ahz-ı Asker (Asker Alma) Kalemi Reisi Mirliva (Tuğgeneral) Mehmed Ali Rıza Paşa. 1898 ila 1901 yılları arasında Kütahya'da hizmet etmiş görülmektedir. Bu süre içinde 2. rütbeden Mecidi ve 4. rütbeden Osmani nişanlarıyla Rusya Muharebe Madalyası (93 Harbi) sahibi olduğu anlaşılıyor.

Kütahya'da o dönem görevde birisi mutasarrıf Fuad Paşa, diğeri eşraftan Talib Paşa olmak üzere iki mülki paşa ve redif liva kumandanı olarak bir askeri paşa bulunuyor.
Bir fotoğraf üzerinden şehrimizle ilgili çıkan bilgiler kısaca böyledir.
Saygılar... 08.11.2017

12 Eylül 2017 Salı

Eski Mezar Taşlarımızın İçler Acısı Durumu


Taşın güncel hali.
Bugün (16 Ekim 2016) müze bahçesinde kısa bir gezinti yaptım. Daha evvel kendilerine bilgi verilmesine rağmen sergi değeri ve Kütahya Tarihi açısından son derece önemli olan kitabeler halen ulu orta duvarlara dayalı halde duruyor. Sergilenmiyor! Terkedildikleri halde duruyor. Hatta bu taşlardan birisi daha evvel Arnavutluk devletinin ülkemize nota vermesine konu olan eserlerden. Aynı eserlerin İstanbul karşılıkları envanterde karıştırılıp gizlenirken bizde duvara dayalı halde duruyor. Ve her geçen sene sol üst köşesi daha da zedeleniyor. Avludaki mezar taşlarının envanteri daha yeni yeni yapılıyor. Hangi mezarlıktan geldikleri falan hak getire. 
 
Taşın eski hali.


Fakat bugün gördüğüm birşey var ki yenilir yutulur değil! Mustafa Necib Paşa'nın mezar taşı. Mustafa Necib Paşa, 19. yy'da İstanbul'a giderken Kütahya'da vefat edip Ulu Cami haziresine gömülen ünlü bir paşamız. Ününü Kuzey Afrika'da Karamanlı hanedanının 150 senelik iktidarlarının ardından bölgeyi merkeze bağlayan vali olmasından alıyor. Bu paşamızın mezarı Ulu Cami haziresi katliamında kaybedilmiş. Taşı ise alınıp bu bahçeye konulmuş. Sanıyorum o esnada kırılan taş yapıştırılarak toprağa yeniden dikilmiş. Geçtiğimiz yıllarda fotoğrafladığım bu mezar taşının günümüz harflerine kitabesini çevirmiş, müze ile bunu paylaşmış ve Mustafa Necib Paşa'nın biyografisini de çalışmam bünyesinde yazmıştım. Daha sonra ilgili bahçeye birkaç kez daha gittim. Sorun yoktu. Fakat bugün ne göreyim. Taş daha evvelki noktadan kırılmış. Fakat yine daha evvel yapıldığı gibi yapıştırılmamış. Ne mi yapılmış? Toprağa gömülü yarısı öylece kala kalmış. Diğer yarısı ise başka taşların önüne kaldırılmış. Fakat ne kaldırılma. Adeta atılmış. Feside ayrılmış, kopmak üzere. İki taşın arası 3-4 metre. Müzenin herşeyi bilen fakat eski Türkçe bilmeyen elamanları üzerinden 3-4 ay geçtikten sonra sizce bu taşı ne yaparlar? Okuyup doğru yerine yapıştırırlar mı yoksa o halde bırakıp kaybolmasına çanak mı tutarlar? Bence cevap belli! Konu hakkında harekete geçeceğiz!

Not:

Yakın zaman önce yeniden bu bölgeyi dolanıp taşın durumunu kolaçan ettim. Maalesef halen aynı şekilde yatık ve parça parça durmakta. Paşa'nın biyografisini yazdım. Yayınladığımda bu rezil halden söz etmek istemiyorum. Müze Müdürlüğünün dikkatlerine!