Mezar Taşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mezar Taşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2018 Perşembe

İbrahim Edhem Bey Yahut Nâm-ı Diğer Molla Bey

Koca Müftü Es’seyyid Abdurrahman Efendi’nin oğludur. Aslen Andız Köyü’nden olan aile gelip Kütahya’ya yerleşmiştir. Dedesi Osman Efendi, Kütahya müftülüğü yapmıştır. Abdurrahman Efendi, babası tarafından yetiştirilmiş ve babası gibi Kütahya müftülüğünde bulunmuştur. Uzun süre müftülük yaptığından “Koca Müftü” lakabını almıştır. İbrahim Edhem Bey, işte bu Abdurrahman Efendi’nin oğludur. Abdurrahman Efendi, 1832’de vefat etmiştir. (Hamza Güner’e göre 1843’te vefat etmiştir.) İbrahim Edhem Bey, babasının nüfuzu sayesinde Kapıcıbaşı rütbesi almış, daha sonra da Hüdavendigar Valisi Dilaver Paşa’nın iltimasıyla memlekete yaptığı hayırlı işlere mükâfaten 1842’de İstabl-ı Amire müdürlüğü payesini elde etmiştir. Kilisli Münib Paşa’nın yerine 1845’te Kütahya kaymakamı olmuştur. 1847 senesinde yerine Osman Seyfi Bey getirilmiştir. 1849’da halka faizle para verdiği gerekçesiyle Trabzon’a sürülmüş, sonradan affedilerek memleketine geri dönmüştür. 1855’te Molla Bey Külliyesi’ni yaptırmıştır. 1858’de vefat etmiştir. Kızından torunları mevcuttur. Kendi ve ailesinin kabirleri külliyesi içindeki hazire alanında olup ekte paylaştığımız kabir İbrahim Edhem Bey’e aittir. Vefatında özel kasasından 2 milyon 888 bin 822 kuruş değerinde altın ve gümüş parası çıkmıştır. (Kaynak: Uzunçarşılı, Kütahya Şehri; Güner, Aksu Dergisi)

Mezar kitabesindeki metin şudur;
1- Hüve’l-Bâkî
2- Dilerim bakmaya Rabbim yüzümün karasına
3- Merhem-i şefkat (v)ura ma’siyetim yarasına
4- Kereminden ne kadar mücrim isem kesmem ümit
5- Giremez kimse efendiyle kulun arasına
6- Kütahiyye eşrâf-ı hanedân-ı kadiminden
7- Ve İstabl-ı Amîre Müdürlüğü
8- Payelilerinden Müftüzâde
9- İzzetlü merhum Es’seyyid İbrahim Edhem
10- Efendi hazretlerinin ruhuna Fâtiha
11- Sene 1275 Fî 13 Câ (19 Aralık 1858)

Saygılar.
26.04.2018

26 Nisan 2018 Perşembe

Tarihi Mezarlıklarımız

Musalla Mezarlığından.
Ne yazık ki tarihi mezarlıklarımız acınası halde ve tüm tarihi mezarlıklarımıza hala definler sürüyor. Kendi elimizle kendi kültürümüzü yok ediyoruz. Örneğin bugün Musalla ve Sultanbağı Mezarlıklarında olduğunu bildiğimiz nice meşâhirimize ait kabir bugün ortada yok! Yazık değil mi? Biran evvel bu hatadan dönülmeli ve tarihi mezarlıklara her ne şartla olursa olsun definler durdurularak mevcut taşların bir katoloğu hazırlanmalı ve numaralandırılmalıdır. Ne yazık ki bugün Kütahya tarihi mezarlıklarında tümünün toplamı 500 eski kitabeli taş bile bulunmamaktadır. Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı kültürü ile öğünen bir kent için acı değil mi?

Musalla Mezarlığından.
Öte yandan Musalla Mezarlığında bulunan taşlar üzerinde birileri çalışmış görülüyor. Taşların bazıları tebeşirlenmiş, bazılarının toprak altında kalan kısımları kazılmış ve bazı devrilmiş taşlar açığa çıkarılmış. Fakat özellikle devrik bazı taşlar gelişigüzel bırakılmış izlenimi verdi. Belki de öncesinde de öyle idi fakat etrafı temizlenince daha dikkat çeker hale geldi! Olabilir, vebale girmeyelim. Eğer bu bir çalışma hazırlığı ise veya halihazırda birileri bu kitabeli taşları çalışıyorsa çok memnun oluruz. Fakat buralarda yapılacak çalışmalar gel, etrafını aç, fotoğrafını çek ve sonra git, ardından metni yayınla şeklinde olmamalı. Paylaştığım örneklerde de görüldüğü üzere bu taşların hem numaralanmaya ve mezarlık içinde de kayıt altına alınıp korunmaya, hem de bazılarının ciddi bakıma ihtiyaçları var.

Lütfen tarihi mezarlıklara sahip çıkalım!

12 Eylül 2017 Salı

Eski Mezar Taşlarımızın İçler Acısı Durumu


Taşın güncel hali.
Bugün (16 Ekim 2016) müze bahçesinde kısa bir gezinti yaptım. Daha evvel kendilerine bilgi verilmesine rağmen sergi değeri ve Kütahya Tarihi açısından son derece önemli olan kitabeler halen ulu orta duvarlara dayalı halde duruyor. Sergilenmiyor! Terkedildikleri halde duruyor. Hatta bu taşlardan birisi daha evvel Arnavutluk devletinin ülkemize nota vermesine konu olan eserlerden. Aynı eserlerin İstanbul karşılıkları envanterde karıştırılıp gizlenirken bizde duvara dayalı halde duruyor. Ve her geçen sene sol üst köşesi daha da zedeleniyor. Avludaki mezar taşlarının envanteri daha yeni yeni yapılıyor. Hangi mezarlıktan geldikleri falan hak getire. 
 
Taşın eski hali.


Fakat bugün gördüğüm birşey var ki yenilir yutulur değil! Mustafa Necib Paşa'nın mezar taşı. Mustafa Necib Paşa, 19. yy'da İstanbul'a giderken Kütahya'da vefat edip Ulu Cami haziresine gömülen ünlü bir paşamız. Ününü Kuzey Afrika'da Karamanlı hanedanının 150 senelik iktidarlarının ardından bölgeyi merkeze bağlayan vali olmasından alıyor. Bu paşamızın mezarı Ulu Cami haziresi katliamında kaybedilmiş. Taşı ise alınıp bu bahçeye konulmuş. Sanıyorum o esnada kırılan taş yapıştırılarak toprağa yeniden dikilmiş. Geçtiğimiz yıllarda fotoğrafladığım bu mezar taşının günümüz harflerine kitabesini çevirmiş, müze ile bunu paylaşmış ve Mustafa Necib Paşa'nın biyografisini de çalışmam bünyesinde yazmıştım. Daha sonra ilgili bahçeye birkaç kez daha gittim. Sorun yoktu. Fakat bugün ne göreyim. Taş daha evvelki noktadan kırılmış. Fakat yine daha evvel yapıldığı gibi yapıştırılmamış. Ne mi yapılmış? Toprağa gömülü yarısı öylece kala kalmış. Diğer yarısı ise başka taşların önüne kaldırılmış. Fakat ne kaldırılma. Adeta atılmış. Feside ayrılmış, kopmak üzere. İki taşın arası 3-4 metre. Müzenin herşeyi bilen fakat eski Türkçe bilmeyen elamanları üzerinden 3-4 ay geçtikten sonra sizce bu taşı ne yaparlar? Okuyup doğru yerine yapıştırırlar mı yoksa o halde bırakıp kaybolmasına çanak mı tutarlar? Bence cevap belli! Konu hakkında harekete geçeceğiz!

Not:

Yakın zaman önce yeniden bu bölgeyi dolanıp taşın durumunu kolaçan ettim. Maalesef halen aynı şekilde yatık ve parça parça durmakta. Paşa'nın biyografisini yazdım. Yayınladığımda bu rezil halden söz etmek istemiyorum. Müze Müdürlüğünün dikkatlerine!

Tarihi Mezar Taşlarımızdan Başka Bir Örnek


Eski sadrazamlardan ve Saadeddin (Saadet) Camii'nin banilerinden Derviş Mehmed Paşa'nın kızı Zekiyye Hanım'ın mezar taşı.

Derviş Mehmed Paşa, Moralı Rüstem Ağa'nın oğludur. 2 defa Anadolu valisi olmuştur. 1817 senesinde ilk valiliği sırasında buradan sadarete getirilmiştir. 1823'te yeniden Anadolu valisi olmuştur. Zekiyye Hanım, taşın boyutuna bakılırsa muhtemelen küçükken, Paşa'nın bu valiliği sırasında Kütahya'da vefat etmiştir. Ölüm tarihi 1825'tir. Taş ne yazık ki tahrip halde ve tam değildir. Ulu Camii haziresinden veya Saray Camii haziresinden getirilmiş olabileceği düşünülebilir. Kitabe kısmı büyük ölçekte okunabilir olan taşın bir diğer önemi, Kütahya'yı bir dönem sadr-ı sabıkların yönettiğine kanıt olurcasına ilimizde, metninde "sadrazam" ifadesi geçen nadir mezar kitabelerindendir.

 
Kitabe metni:

Sadrazam-ı esbak ve hala
Anadolu Valisi el'hac
Mehemmed Derviş Paşa
Hazretlerinin kerime-i mahdumesi
Merhume Zekiyye Hanım ruhuna
El'fatiha. Sene 1240

Kütahya Tarihi Mezar Taşlarından Bir Örnek


Kütahya Müze Müdürlüğü bahçesinde sergilenen mezar taşlarından bir örnek: Bahriye Binbaşısı Hacı Mehmed Bey (ö. 20.02.1901)

Apoletli mezar taşlarının ilimizdeki nadir örneklerinden. Bu taş tipinde mezar başında tek örnek Ali Paşa Camii haziresindedir. Diğerleri müze bahçesinde görülebilir. "Neyleyim Lokman derman eylesün, derdimin dermanı ancak terk-i can" satırlarından hastalık sonucu vefat etmiş olduğu anlaşılıyor. Kitabeden Bafralı ve bahriye subayı olduğu anlaşıldığından muhtemelen Kütahya'dan geçerken amansız bir hastalık neticesi vefat etmiş olsa gerek. Yakın zaman önce yayınlanan müze envanterindeki kitabeli mezar taşları kataloğunda yıllardır orada sergileniyor olmasına karşın bu taş ne hikmetse yer almıyor.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Saray Camii'nde Kalan Son Tarihi Mezar: Selim Ağa

Selim Ağa'nın mezar taşı.
Nice vezir ve ileri gelenin defnedildiği fakat bugün talan edilmiş asıl hazire alanında tek bir mezar bile kalmamış olan Saray (Hisar Bey oğlu Mustafa Bey) Camii'nden geri kalan ve ön cephede bulunan tek taş Anadolu Valisi Silahtar Mehmed Paşa'nın kapıcılar kethüdası Selim Ağa'ya aittir. 

Kitabe metni:

1- Hüve'l Hallâku'l Bâki
2- Anadolu Valisi sadr-ı esbak devletlü
3- Silahdar Mehmed (Mehemmed) Paşa hazretlerinin
4- Kapıcılar kethüdası merhûm ve mağfûr
5- El-muhtâc ilâ rahmet-i rabbihi'l-gafûr Selim Ağa
6- Ruhi'çün el-fâtiha
7- Sene 1144 (M. 1732)