Kütahya Şehri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kütahya Şehri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2018 Perşembe

Palanga Sokağı'nın Gizli Çeşmesi



Kütahya'da daha önceleri pek çok şimdi ise ancak unutulmuş kıyı köşelerde elle sayılcak kadar az kalmış olan çamaşırlıklardan biri de Palanga Sokak'tadır. Dikkatli incelendiğinde sonradan çamaşırlığa dönüştürülmüş izlenimi veren bu mekanda gayet nizami ve kitabeli bir çeşme bulunur. Eski fotoğraflardan anladığımız kadarıyla alt taraftaki mekan da bu yapılara dahildir. Zamanla çamaşırlıkların kullanım alanlarını yitirmesi sebebiyle bu mekan da boşalmış ve mahallelinin koruması sayesinde olmalı ki zira kapısında kilit var, bugünlere gelebilmiş. 

Kitabeli çeşme mekanın içinde olup ahar denilen ilave su haznesi de mevcuttur. Hemen önünde muhtemelen kullanım amacı bir tezgah gibi olan yükselti mevcuttur. Bu iç mekan günümüzde kilitli olduğunda ki bu günümüz şartlarında yadırganacak birşey değil, çeşmenin suyu ilkel fakat halis niyetle dış cephede yer alan çeşmeye aktarılmış. Ekte yer alan görsellerde de paylaştığımız eski fotoğraftan anlaşıldığı üzere dış cephede yer alan iki sonradan ilave çeşmenin her ikisi de daha önceleri akarken herhalde suyun azalmasından olsa gerek günümüzde biri iptal edilerek sadece diğeri akmaktadır. Kendi halinde bırakılmışlığı günümüzde hemen göze çarpsa da iç mekanın kısmen müdahalelerden kilitlenerek korunması, bu kitabeli çeşmenin günümüze kadar gelmesi noktasında faydalı olmuştur.


İç mekan fotoğraflarını ancak demir parmaklık dışından çekebildiğim için kitabenin çok net bir görselini almak mümkün olamadı. Bu nedenle kitabe metnini çeşmenin eski halinin fotoğrafını da aldığımız Mustafa Kalyon'un Kütahya'da Su Medeniyeti adlı eserinden kıyas ve kontrol ederek veriyoruz;


"Hüdâ ismin oku ol şifa olsun sana her su
Şehid olan Hasan ile Hüseyin aşkına ver su
Ehl-i irfân meşrebince kâs[?] edersen işte bu
Ey efendim şifa olsun nûş edersen işte su
Sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Nazlıoğlu
El'hac Ahmed Ağa .... şeb [burası kitapta yanlış] dua oku.
Sene 1235"


Eksik bıraktığım kısmı Mustafa Kalyon "fihidur/niyedur" şeklinde okumuş lakin orada hem eksik bir harf bulunmakta hem de devamından anlaşıldığı üzere yanlış değerlendirilmiş.

Kitabeden çeşmenin Nazlıoğlu Ahmed Ağa tarafından 1819/1820 senesinde [H.1235] yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Hayratı karşılığında dua bekleyen Ahmed Ağa'nın bugün bizlerden himmet bekleyen çeşmesi Kütahya'nın eski pınarlarının elde kalanlarından sadece birisi. Bir öğrenci kardeşimiz Kütahya'nın kitabeli çeşmelerini bilimsel olarak çalışacak idi. Umarım bu çalışmanın akibetinden haberdar oluruz. Zira son derece eksikliği hissedilen bir çalışma. Umarım faydalı olacaktır. O çalışmaya kadar biz birer birer elden geldiğince bu gibi tanıtımlara ve dikkat çekmelere devam edelim.

Saygılar...
05.03.2018

12 Eylül 2017 Salı

Şehzade Selim'in Kütahya'daki Sarayı Neredeydi?

Sultan Selim II
Merhum Hamza Güner'in Aksu Dergisinde çıkan bir yazıya göre 1558-1566 yılları arasında Kütahya'da bulunan ve buradan tahta çıkan ikinci sultan olan -ki ilki Yıldırım Han'dır- Şehzade bilahare Sultan Selim II bir Balıklı Mahallesi sakini idi. Buna göre şehzadenin harem ve selamlık olmak üzere iki parçadan mürettep olan büyük sarayı Balıklı Mahallesi'nde Zühtü Ihlamur, Ömer Karaa ve Ispartalı Hakkı Beylerin evleri dahil dar sokağa kadar uzanan alanda idi. Bölgedeki yangından sonra bahsi geçen evler yapılırken temellerinden bu saraya ait mermerler, şadırvan ve hamam kurna kalıntıları bulunmuş. 

Buradan ve Cedit Mahallesi taraflarında olduğunu bildiğimiz esbak sadrazamlardan Ali Paşa'nın sarayından (konağı) ve yine Balıklı dolaylarında kayıtlarına rastladığımız vezir saraylarından tek bir noktadan bahsetmenin mümkün olmadığı ve Saray Mahallesinde bulunan sarayın hükümet sarayı olup ikametgah olmadığı kesin diyememekle anlaşılmaktadır. Zaten konuya tafsilatıyla değinen tek kişi Evliya Çelebi'dir.

Şehzade Selim'in Kütahya Günlerine Dair Bir Minyatür

Nigâri'nin Bir Minyatüründe Kütahya'da Şehzade Selim (Sultan Selim II)
Kaynak: Gülru Necipoğlu, Sinan Çağı, Osmanlı İmparatorluğu'nda Mimari Kültür, Bilgi Ün. Yayınları.

Germiyanzadeler...

Meşhur Taş Vakfiye © 2017
1909 tarihli Kütahyalı meşhur "Hocazadeler" imzalı ve Dahiliye Nezaretine hitaben yazılmış bir belgede gerçekten ilginç ifadeler mevcut. Germiyanoğlu Yakub Çelebi ve İshak Fakih vakıflarının aşarını toplayan Germiyanzadelerin bu paraları usulsüz harcadıkları ve bunu yaparken "Germiyanoğlu" adının ardına saklandıkları, halbuki bunların sahte Germiyanzade oldukları, Yakub Çelebi'nin kız kardeşinden başka kimsesi olmadığı ve onun da Yıldırım Beyazıd'ın hanımı ve Sultan Çelebi Mehmed'in annesi olduğu, dolayısıyla bu soyun son bulduğu yazılıdır. Benzer ifadeler aynı konu hakkında başka birileri tarafından yazılmış bir telgrafda da tekrarlanmış "Germiyanzade sahte unvanı" vurgusu yapılarak, Germiyanzade Edhem Paşa bunların elebaşı olarak gösterilmiştir. Malumunuz bu Edhem Paşa'nın konağı bügün restore ediliyor. Konağın adına neden "Beylik Konağı" diye uydurma bir isim konulmaya çalışılıyor onu anlayabilmiş değilim ama!

Burada bahsedilen durum mali açıdan bir soruşturma konusu içinde geçiştirilmiş olsa da Germiyanoğlu soyu hakkında ciddi bir araştırma ihtiyacı olduğu aşikardır. Yakub Çelebi'nin beyliği Osmanlı'ya ilhak kararı sonrası Afyonkarahisar Mevlevileri hariç Germiyanzadelerden bahseden kaynak yok gibidir. Tâki özellikle yerel ayan ailelerinin önem ve güç kazandığı 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarına kadar. Bu dönemde özellikle Ahmed İzzet Paşa ile başlayan Germiyanoğlu adı kullanımı, oğullarınca benimsenmemiştir. Sonrasında aslında Hacı Emirzadelerden olan Ali Paşa ve oğlu Abdurrahman Paşa her nedende kendi aileleri yerine Germiyan ailesi adını kullanmışlardır. Bu detay Abdurrahman Paşa'nın mezar taşında da görülür. Bu durum ayrıca arşivde görülen birkaç belge ile pekiştiğinde Hacı Emirzadelerin, Germiyanoğullarının bir alt kolu olduğu düşünülebilir. 19. yüzyıl boyunca fasılalarla defalarca "Germiyanzade" aile namı kullanan kişiler Kütahya'da mütesellimlik yapmış, yerel gücü elinde tutmuşlar ve bazıları halka da zulümden geri kalmamışlardır.

Araştırmalarım sonucu pekişen şahsi fikrim, Germiyanoğlu sülalesinin (hanedan sülalesi) son bulduğu, o dönem bu adı kullananların İshak Fakih soyundan gelenlerle, hanedan ailesine evlilik yoluyla bağ kuranlar olduğudur. Hanedan soyu devam etmişse bile bunun Kütahya'da olmadığı da bir diğer düşüncemdir. Cumhuriyet devriyle pek çok yurt geneli aile "Germiyanoğlu" soyadını almış, iş iyice içinden çıkılmaz hale gelmiştir.

İlimizde yapılmış olan Germiyanoğulları Beyliği Sempoyumu bekleneni verememiş, ciddi araştırmalar yerine basit ve oturum doldurmaya yönelik konularla geçiştirilen bildiriler de değerlendirme toplantısında da dikkat çekildiği üzere yayınlanmaya bile değer görülmemiştir. En kısa sürede bu sempozyum yenilenmeli ve bildiri seçimi ciddi süzgeçten geçirilerek yeni bilgilere ışık tutan bir yol izlenmelidir. Belki bu arada yerelde saha araştırmaları ve bu soyadını taşıyan ailelerle yapılacak görüşmelerden değerli bilgiler ve hatta belki de bir şecere tespiti yapılabilir. Sonuç olarak Kütahya'nın ne Germiyanoğlu devri ne de Anadolu Eyaleti devri henüz layıkıyla aydınlatılabilmiş değildir.

Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri

Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri

Türk tarihçiliğinin kutbu sayılan İsmail Hakkı Uzunçarşılı merhumun 1932 tarihli bu değerli eseri, Kütahya tarihi konulu hiçbir eser yoktur ki kaynakçasında yer almasın. Darülfünundan mezun olduktan sonra Kütahya İdadisine öğretmen olarak atanan İsmail Hakkı Bey, 9 sene boyunca burada hem öğretmenlik yaptı, hem de bölgenin tarihine dair bilgi ve belgeleri topladı. Eserinin ön sözünde merhum bu konu hakkına "Öz bir Türk şehri olan ve bir çok tarihi eserleri havi bulunan Kütahya şahrine ait bazı tetkikatta bulunmuş ve bir hayli tarihi vesikalar toplamıştım", demiştir. Bu eser Maarif Vekaleti Milli Talim ve Terbiye Dairesinin 15.6.1930 tarih ve 3052 numaralı emriyle sadece 1000 nüsha olarak 1932 senesinde Devlet Matbaasınca basılmıştır. Kütahya'nın tarihi hakkında bir numaralı kaynak eser konumundaki pozisyonunu halen korumakta olan eserin gözden geçirilerek yeniden basılması elzemdir. Fakat ne yazık ki bugüne kadar ne bir Kütahyalı akademisyen bu işe soyunmuş, ne de bir kurum veya sponsor bunu ortaya atmıştır.

Fotoğrafta ilgili eserin Kütahya Mustafa Yeşil Kütüphanesinde bulunan ve bizzat Uzunçarşılı merhum tarafından Yeşilzade Hafız Ahmet Efendi'ye imzalanan nüshasının, ayrıca merhum Mustafa Yeşil'in el yazısı da bulunan iç kapak sayfası görülmektedir. Cümlesine rahmet olsun.