Germiyanoğulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Germiyanoğulları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2017 Salı

1940-50'li Yıllarda İshak Fakih Camii


İshak Fakih yahut tam adıyla Cemaleddin İshak Fakîh bin Hacı Halil Hayrullah, Kütahyalı ünlü bir fıkıh alimidir. Germiyanoğulları döneminde Kütahya kadılığı da yapmıştır. Şehzade Beyazıd (Yıldırım) ile Devlet Hatun'un evliliği konusunda I. Murad'a elçi olarak gönderilmiştir. Gerek Germiyanoğulları vakıflarının mütevelliliğini yapması, gerek kaynaklarda bahsedilen siyasi ve ilmi ağırlığı, gerekse Kütahya'nın en büyük Germiyanoğulları mezarlığının külliyesi etrafında şekillenmesi gibi sebeplerle Germiyanoğulları ile akraba olduğu sanıyorum.

Cami 1433 yılında yapılmıştır. Son dönem Germiyanoğulları Beyliği eseridir. Bugün dıştan bakıldığında hemen farkedilemeyen fakat buradaki fotoğrafta net şekilde görülen İshak Fakih, hanımı ve oğlu Mehmed'e ait sandukaların bulunduğu türbe 3 bölümlük son cemaat yerinin sağ kısmındadır.

Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri


Bu çalışma aslen 1990 senesinde Prof. Dr. Ali Osman Uysal tarafından doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Eser 2006 senesinde Atatürk Yüksek Kurumu - Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından, eser sahibinin ilaveleriyle ve gözden geçirilmesiyle basılarak Türk mimarisinin hakkında çok az şey bilinen "Beylikler Devri" dönemine büyük katkı sağlamıştır. Eserde Kütahya merkezli Germiyanoğulları Beyliğinin, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve Denizli gibi merkezlerle çevrelerindeki ilçelerde bulunan bu beylik devrine ait eserler incelenmiştir. Eser yukarıda bahsedilen kurum tarafından satışa sunulmuş olup ilimiz ve ilçelerimiz açısından son derece önemli bir kaynak eserdir. Mutlaka hususi kütüphanelerinize katmanızı tavsiye ederiz. Bu vesileyle Sayın Prof. Dr. Ali Osman Uysal'a da değerli çalışması sebebiyle teşekkürlerimizi sunarız.

Germiyanzadeler...

Meşhur Taş Vakfiye © 2017
1909 tarihli Kütahyalı meşhur "Hocazadeler" imzalı ve Dahiliye Nezaretine hitaben yazılmış bir belgede gerçekten ilginç ifadeler mevcut. Germiyanoğlu Yakub Çelebi ve İshak Fakih vakıflarının aşarını toplayan Germiyanzadelerin bu paraları usulsüz harcadıkları ve bunu yaparken "Germiyanoğlu" adının ardına saklandıkları, halbuki bunların sahte Germiyanzade oldukları, Yakub Çelebi'nin kız kardeşinden başka kimsesi olmadığı ve onun da Yıldırım Beyazıd'ın hanımı ve Sultan Çelebi Mehmed'in annesi olduğu, dolayısıyla bu soyun son bulduğu yazılıdır. Benzer ifadeler aynı konu hakkında başka birileri tarafından yazılmış bir telgrafda da tekrarlanmış "Germiyanzade sahte unvanı" vurgusu yapılarak, Germiyanzade Edhem Paşa bunların elebaşı olarak gösterilmiştir. Malumunuz bu Edhem Paşa'nın konağı bügün restore ediliyor. Konağın adına neden "Beylik Konağı" diye uydurma bir isim konulmaya çalışılıyor onu anlayabilmiş değilim ama!

Burada bahsedilen durum mali açıdan bir soruşturma konusu içinde geçiştirilmiş olsa da Germiyanoğlu soyu hakkında ciddi bir araştırma ihtiyacı olduğu aşikardır. Yakub Çelebi'nin beyliği Osmanlı'ya ilhak kararı sonrası Afyonkarahisar Mevlevileri hariç Germiyanzadelerden bahseden kaynak yok gibidir. Tâki özellikle yerel ayan ailelerinin önem ve güç kazandığı 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarına kadar. Bu dönemde özellikle Ahmed İzzet Paşa ile başlayan Germiyanoğlu adı kullanımı, oğullarınca benimsenmemiştir. Sonrasında aslında Hacı Emirzadelerden olan Ali Paşa ve oğlu Abdurrahman Paşa her nedende kendi aileleri yerine Germiyan ailesi adını kullanmışlardır. Bu detay Abdurrahman Paşa'nın mezar taşında da görülür. Bu durum ayrıca arşivde görülen birkaç belge ile pekiştiğinde Hacı Emirzadelerin, Germiyanoğullarının bir alt kolu olduğu düşünülebilir. 19. yüzyıl boyunca fasılalarla defalarca "Germiyanzade" aile namı kullanan kişiler Kütahya'da mütesellimlik yapmış, yerel gücü elinde tutmuşlar ve bazıları halka da zulümden geri kalmamışlardır.

Araştırmalarım sonucu pekişen şahsi fikrim, Germiyanoğlu sülalesinin (hanedan sülalesi) son bulduğu, o dönem bu adı kullananların İshak Fakih soyundan gelenlerle, hanedan ailesine evlilik yoluyla bağ kuranlar olduğudur. Hanedan soyu devam etmişse bile bunun Kütahya'da olmadığı da bir diğer düşüncemdir. Cumhuriyet devriyle pek çok yurt geneli aile "Germiyanoğlu" soyadını almış, iş iyice içinden çıkılmaz hale gelmiştir.

İlimizde yapılmış olan Germiyanoğulları Beyliği Sempoyumu bekleneni verememiş, ciddi araştırmalar yerine basit ve oturum doldurmaya yönelik konularla geçiştirilen bildiriler de değerlendirme toplantısında da dikkat çekildiği üzere yayınlanmaya bile değer görülmemiştir. En kısa sürede bu sempozyum yenilenmeli ve bildiri seçimi ciddi süzgeçten geçirilerek yeni bilgilere ışık tutan bir yol izlenmelidir. Belki bu arada yerelde saha araştırmaları ve bu soyadını taşıyan ailelerle yapılacak görüşmelerden değerli bilgiler ve hatta belki de bir şecere tespiti yapılabilir. Sonuç olarak Kütahya'nın ne Germiyanoğlu devri ne de Anadolu Eyaleti devri henüz layıkıyla aydınlatılabilmiş değildir.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Germiyanoğlu II. Yakup Çelebi'ye Dair Birkaç Kelam

Yakup Çelebi II'ye ait çini sanduka İmaret Mescidi içindedir.
İkinci beylikler devri olarak adlandırılan dönemde Osmanoğullarının palazlanmasından evvel Batı Anadolunun en güçlü beyliği Germiyanoğulları idi ve diğer bir kudretli beylik olan Karamanoğulları ile sürekli bir rekabet ve çatışma halindeydiler. Saruhan, Aydın ve Karesioğulları önceleri hep Germiyan beyine tabi idiler. Bugün haklarında halen Mustafa Çetin Varlık Hocamızın araştırıp meydana koyduğu kadarını bildiğimiz Germiyanoğullarının sadece iki beyinin mezarı bilinmektedir. Bunlar son iki bey olan Süleyman Şah Çelebi ve oğlu, ömrü maceralarla geçmiş II. Yakup Çelebi'dir.

Süleyman Şah, beyliğin gücünün iyiden iyiye zayıfladığı ve Karamanoğulları baskısı karşısında çaresiz kaldığı dönemde Osmanoğulları ile dünür olmuş, Hüdavendigar merhumun oğlu, Yıldırım diye anılacak büyük kumandanlarımızdan Bayezid'a kızı Devlet Hatun'u vermiştir. Tabi meşhur çeyiz bahsi şeklinde aktarılan fakat aslında beyliğin konumunu korumaktan ibaret olduğunu düşündüğüm Kütahya ve havalisini Osmanoğullarına bırakma hadisesi gerçekleşmiş, yeni damat Kütahya'ya vali olarak gelmiştir. Şah Çelebi, elini eteğini çektiği dünyaya Kula'da gözlerini yummuş ve orada defnedilmiştir. Türbesi günümüzde halen ayaktadır. Yakın zaman önce restore edilmiştir. Gelelim biz Yakup Çelebi'ye. Yakup bunu sindirebilir mi? Hayır elbette! Sürekli başkenti Kütahya'yı geri almak, tahtına taht şehrinde oturmak için fırsat kollamıştır. Hatta can dostu Hisar Bey ile İpsala zindanlarına dahi atılmış, çürümekten kaçarak kurtulmuştur. Bu kaçışın sonunda diğer bazı beyler gibi o da soluğu Emir Timur'un gölgesinde almış tabi. Bizatihi Ankara Harbinde eniştesi Bayezid'e karşı cenkte bulunmuştur. Siyasi bir evlilik sonuçta, eniştesini kendi tahtından daha fazla sevmesini kimse bekleyemez. Yıldırım'ın ordularında kendisine sırt çevirenler arasında Yakup Çelebi'yi karşı cephede gören Germiyan askerleri de vardır. Hatta kuvvetli rivayetlerden biri oldur ki, şehzadeleri ve valileri kaçtığından az miktar sadık adamıyla cenk meydanında kalan, buna rağmen kaçmayı ilk etapta düşünmeyen Koca Yıldırım'ı çarpışırken tanıyıp, "Be hey bu Osmanlı sultanıdır. Ne durursunuz? Ele getürün", diyerek hedef gösterip yakalatan yine Yakup Çelebi'dir. Timur ve ordularıyla Kütahya'ya gelen Yakup Çelebi, burada Timur'un Ankara zaferinin ana kutlamasına da ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı taht mücadelerinde taraf olmuştur. Kendi tahtına da yeniden kavuşan Yakup Çelebi uzun yıllar hüküm sürmüş ve sonradan Osmanoğulları ile gayet iyi ilişkiler kurmuştur.

Sultan II. Murat devrinde Edirne'ye çağrılan ve şanına yaraşır şekilde karşılanıp ağırlanan Yakup Çelebi'nin bu seyahat sonunda beyliğini Osmanlı'ya miras bıraktığı söylenir. Osmanlı sultanı II. Murat, hem Yakup Çelebi'yi hem de eşi Paşa Kerime Hatun'u çok severmiş. Yakup Çelebi uğruna canı pahasına mücadele verdiği Kütahya'da gözlerini kapatmış ve külliyesi içindeki imarete bitişik türbesine defnedilmiştir. Fotoğraf bu kabre aittir. Yalnız burada bir mezar daha vardır. O da çini sanduka ile pencere arasındaki alanda olup artık sandukası bulunmayan Paşa Kerime Hatun'a aittir. Anadolu'daki ilk Türkçe kitabeler Yakup Çelebi devrine aittir. Taş Vakfiyesi başlıbaşına bir araştırma konusudur. Anadolu'nun zorlu zamanlarında Kütahya'yı Türkçe merkezi, sanat merkezi, bilim merkezi yapan Germiyanoğullarının dönemi Kütahya'nın geçirdiği en müreffeh dönemlerdir. Cümlesine rahmet olsun.

8 Eylül 2017 Cuma

KULA GERMİYANOĞLU SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

Germiyanoğulları Beyliğinin sondan bir önceki beyi, son bey Yakup Çelebi II'nin babası, ayrıca Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid'in kayınpederidir. Kütahya'yı ve havalisini kızı Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlı'ya bırakmıştır. Ardından kendisi de Karahisar üzerinden Kula'ya çekilmiş ve ömrünü orada nihayete erdirmiştir. Türbe daha önceleri oldukça bakımsız haldeydi. Sonrasında uzun soluklu bir restorasyon dönemi geçirdi. Bu uzun dönemde defalarca ziyaret etmiş ve her defasında kapısından dönmüştük. Bu kez nasip oldu içeri girebildik.

Süleyman Şah Türbesi - Kule © Halil ÖLMEZ
İçeride yoğun bir rutubet kokuku vardı. Aslında havalandırma pencereleri de açık lakin zeminin oldukça aşağıda olması sanırım yanında rutubeti de getiriyor. Türbe içinde toplam 3 sanduka formunda kabir görülmekte.

Türbenin içindeki sandukalar. © Halil ÖLMEZ
Bu sandukalar türbe normal zemininden ayrıca bir yükselti üzerinde yer alıyor. Boyutlarından birinin henüz çocuk yaşta vefat etmiş birine ait olduğu fakat Süleyman Şah haricindeki bu diğer iki kabrin de başlıklarından erkek cenazelere ait olduğu anlaşılıyor. Türbe hakkında herhangi bir bilgilendirme tabelası yok ne yazık ki. Bu sebeple diğer kabirlerin kimlere ait olduğu noktasında herhangi bir veri edinemedik. Zaten Kula içerisinde de "Fatih-i Belde" diye lanse edilen bir Anadolu beyinin bu türbesini bulmaya işaret eder herhangi bir tabela vs. de yok. Bu sebeple daha evvel gitmediyseniz veya Kula'yı bilmiyorsanız bulmakta zorlanabilirsiniz.

Türbe kapısı üzerindeki kitabe. © Halil ÖLMEZ
Türbe Kula Çarşı Camii yakınında bulunuyor. Eğer gidecekseniz aramanızı bu camiye göre yapmanızı tavsiye ederim. Süleyman Şah'a ait sanduka türbe içerisindeki en büyük ve ayak taşı da olan sandukadır. Yine sadece bu sandukada bir kitabe vardır. Türbede ayrıca yapı hakkında bir eski yazılı kitabe göremedik. Fakat fotoğrafını paylaştığımız türbe kapısı üzerinde yeni harfli bir kitabe ve az önce bahsettiğimiz sandukaya ait olmak üzere iki kitabe vardır. Dış yapıda devşirme malzemeler göze çarpmaktadır. Ayrıca türbe çevresinin de hazire olarak kullanıldığı konulan levhalardan ve birkaç mezar taşından anlaşılmaktadır. Süleyman Şah'a izafe edilen bir türbe de Afyonkarahisar'da bulunmaktaysa da asıl türbe Kula'da olandır. Afyonkarahisar'daki yapının yine bu hanedandan birine ait olması fakat beylik yapmamış biri olması yüksek ihtimaldir. Süleyman Şah, oğlu Yakup Çelebi ile birlikte kabri bilinen Germiyanoğulları beyleridir. Diğer beylerin kabirleri konusunda ne yazık ki bilgimiz yok. Döneminde Kütahya'yı bir sanat ve kültür merkezi haline getirmiş Süleyman Şah, daha sonra şehri Osmanlıya devrettiyse de oğlu Yakup, Ankara Savaşı ardından bu kadim kenti tekrar ele geçirmiş ve ölünceye kadar yeniden beylik merkezi yapmıştır. Onun vefatı ardından cümle Germiyan toprağı tekrar Osmanlıya ilhak olmuştur. Son olarak Kula tarafına yolunuz düşerse bugün Kütahya sınırları içinde olmayan bu kentte medfun Süleyman Şah'ı da ziyaret etmenizi temenni ederiz.

Süleyman Şah'ın kitabeli mezar taşı. © Halil ÖLMEZ
Süleyman Şah'ın mezar taşındaki kitabe metni:

"Fatih-i belde
Germiyanzade
Şah Süleyman
Ruhi'çün
Fâtiha"


Saygılar... 06.07.2017